Nurgül Ekeke  |

“Zamanın Çarkları Arasında”, yakın tarihimizin en sancılı dönemlerinden birini anlatırken, olayların ötesine geçerek insanın umutlarıyla, korkularıyla ve vicdanıyla yüzleşmesini sağlayan güçlü bir anlatı sunuyor.

Cem Erdeveciler, 12 Eylül öncesi ve sonrasını yalnızca siyasal gelişmeler ekseninde ele almıyor. Dönemin içinde yaşamaya çalışan insanların sevinçlerini, kaygılarını, dostluklarını, aşklarını ve hayal kırıklıklarını da büyük bir içtenlikle işliyor. Böylece roman, tarihin soğuk sayfalarını sıcak insan hikâyeleriyle buluşturan etkileyici bir bütünlüğe ulaşıyor.

Eserde İzmir, sadece olayların geçtiği bir şehir değil! Karakterlerle birlikte nefes alan, onların acılarına ve umutlarına tanıklık eden canlı bir mekân olarak karşımıza çıkıyor. Bu yönüyle romanın atmosferi, okuru sayfaların dışına taşırıp dönemin ruhunu hissettirmeyi başarıyor.

Karakterlerin siyasal kimliklerinden önce insan yönleriyle ele alınması, eserin en güçlü yanlarından biri. Her biri kendi doğrularıyla, çelişkileriyle ve seçimleriyle gerçek hayatın içinden çıkıp gelmiş hissi veriyor. Bu da romanı tek boyutlu bir tarih anlatısından uzaklaştırarak evrensel bir insanlık hikâyesine dönüştürüyor.

Akıcı dili, sağlam kurgusu ve ayrıntılardaki titizliğiyle “Zamanın Çarkları Arasında”, yalnızca bir dönemi anlatan bir roman değil! Belleği diri tutan, sorgulatan ve düşündüren önemli bir edebiyat çalışması niteliğinde. Geçmişi anlamanın, bugünü daha doğru okuyabilmenin yolunun hafızayı canlı tutmaktan geçtiğini hatırlatan bu eserin geniş bir okur kitlesiyle buluşmasını diliyorum.

Değerli dostum Cem Erdeveciler’i, emek ve araştırmayla ortaya koyduğu bu anlamlı romanından dolayı yürekten kutluyor, kaleminin yeni eserlerle edebiyatımıza değer katmaya devam etmesini diliyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Share with